Alın: genişlik, yükseklik ve denge
Alın yüzün en sessiz parçasıdır. Nadiren ilk bakılan yer olur, ama her zaman bir çerçeve kurar: saç çizgisi ile kaşlar arasında kalan bu açık alan, yüze bir ferahlık ya da bir yoğunluk verir. Fizyonomi geleneğinde alın çoğu zaman düşüncenin sahnesi diye anılır; ne söylediğiyle değil, ne kadar açık durduğuyla konuşur. Genişlik ve yükseklik, bu sahnenin iki ayrı ölçüsüdür ve çoğu zaman birbirinden ayrı okunur.
Geniş alın
Geniş alınlar yüze bir açıklık katar. İki şakak arasındaki mesafe belirgindir; yüz yukarıda ferah, aşağıda daha toplu görünür. Fizyonomi okumalarında geniş alnın tonu çoğunlukla merak etrafında döner: soruları seven, bir konuyu eviren çeviren, kolay sıkılmayan bir dikkat. Geniş alın bir üstünlük göstermez; yalnızca bakışın geniş bir alanı tarama eğilimini hatırlatır.
Geniş bir alın bazen bir mesafe de taşır. Çok şey gören biri, gördüğünü hemen söylemeyebilir. Bu yüzden geniş alın için yazılan kelimeler hep iki yönlüdür: hem bir açıklık, hem de arkada duran bir iç oda.
Dar alın
Dar alınlarda şakaklar birbirine daha yakındır; yüz yukarıda toplanır, dikkat bir noktaya yönelir. Fizyonomi geleneğinde bu form kararlılık ve pratiklik etrafında okunur: dağılmadan iş gören, eldeki şeye bakan bir tutum. Dar bir alın az düşünen demek değildir; daha çok, düşünceyi geniş bir alana yaymak yerine bir yere toplayan bir hattır.
Geniş alın soruyu sevebilir; dar alın cevabı tutar.
İki ucun da kendince bir değeri vardır. Bir yüz okuması alnı tek başına tartmaz; onu kaşların kavsi ve gözlerin mesafesiyle birlikte dinler. Aynı dar alın sıcak bir gözle birleştiğinde, ilk izlenimdeki keskinlik hemen yumuşar.
Yüksek ve alçak alın
Genişlik kadar yükseklik de bir ton taşır. Yüksek alınlarda saç çizgisi yukarıda durur; yüze uzun, ferah bir üst bölge verir. Bu yükseklik geleneksel okumalarda bir tasarı duygusu uyandırır: ileriye bakan, bir adım sonrasını kuran bir dikkat. Alçak alınlarda saç çizgisi kaşlara daha yakındır; yüz daha toprak, daha şimdiki zamanda görünür. Bu form çoğunlukla bir gerçekçilik tonu taşır: olanı olduğu gibi alan, fazla süslemeyen bir bakış.
Yükseklik ve genişlik her zaman aynı yöne gitmez. Yüksek ama dar bir alın başka, geniş ama alçak bir alın başka bir ton verir. Fizyonomi okuması bu birleşimleri bir cümle gibi okur: önemli olan tek tek kelimeler değil, aralarındaki bağdır.
Köşeler ve saç çizgisi
Saç çizgisinin biçimi de alnın tonuna katılır. Düz, yatay bir saç çizgisi alna bir düzen, bir çerçeve katar; köşeleri geri çekilmiş bir çizgi yüze daha geniş, daha açık bir üst bölge verir; yuvarlak bir saç çizgisi ise alnı yumuşatır, hatları tatlılaştırır. Fizyonomi okuması bu ayrıntıyı bir kural olarak değil, alnın genel havasına eklenen ince bir nota olarak alır.
Önemli olan, alnı çevresinden ayırmadan okumaktır. Bir alın kaşların hemen üstünde başlar ve saçın altında biter; iki komşusu da onun tonunu değiştirebilir. Tek başına geniş ya da dar demek kolaydır; zor olan, o genişliğin yüzün geri kalanıyla nasıl konuştuğunu duymaktır.
Çizgiler ve hareket
Alın hareketsiz bir yüzey değildir; kaşlar kalktığında kırışır, düşünce yoğunlaştığında toplanır. Bazı yüzlerde alın çizgileri erken belirir, bazılarında uzun süre görünmez. Fizyonomi geleneği bu çizgileri bir yaş işareti olarak değil, bir ifade alışkanlığı olarak okur: sık kaş kaldıran bir yüz, alnına yavaşça bir merak haritası çizer.
Yine de bu okuma dikkatli kalır. Bir çizgi bir kanıt değildir; sadece yüzün zamanla aldığı bir tonun izidir. Alın düşüncenin sahnesi olabilir; ama o sahnede neyin oynandığını, ancak bütün yüzle birlikte okumak mümkün olur.