Dudaklar: dolgunluk ve çizgi
Dudaklar yüzün en açık sözlü parçasıdır. Göz bir şeyi saklayabilir, alın hareketsiz durabilir; ama dudak konuşurken de, susarken de bir şey söyler. Fizyonomi geleneğinde dudak, yüzün sıcaklık ayarıdır: bir gülümseme buradan başlar, bir kararlılık burada sertleşir. Dolgunluk ve hat, bu ayarın iki yönüdür.
Dolgun dudak
Dolgun dudaklar yüze bir cömertlik katar. Üst ve alt dudak belirgindir; yüzün alt bölgesine bir yumuşaklık, bir sıcaklık verir. Fizyonomi okumalarında dolgun dudağın tonu çoğunlukla açıklık ve paylaşma etrafında döner: duygusunu kolay gösteren, sıcaklığını saklamayan bir tutum. Bu form sık sık bir konuşkanlık hissi uyandırır, ama her zaman çok konuşmak anlamına gelmez; daha çok, var olduğunu hissettiren bir varlık.
Dolgunluk bir abartı değildir. Bir yüz okuması dolgun dudağı bir gösteriş değil, bir sıcaklık eğilimi olarak alır; bu sıcaklığın nasıl dengelendiğini ise gözün ve çenenin tonu belirler.
İnce dudak
İnce dudaklarda hat daha belirgin, dolgunluk daha azdır; yüzün alt bölgesi daha ölçülü, daha toplu görünür. Fizyonomi geleneğinde ince dudak çoğunlukla bir ölçülülük ve bir seçicilik tonuyla okunur: sözünü tartan, gerektiği kadar konuşan bir tutum. Bu form bir soğukluk işareti taşımaz; sıcaklığını dağıtmak yerine biriktiren bir hattır.
Dolgun dudak sıcaklığı gösterir; ince dudak onu seçtiği yere saklar.
Hiçbir uç tek başına bir karakteri özetlemez. Aynı ince dudak, kavisli bir kaş ve canlı bir gözle birleştiğinde hiç de soğuk görünmez; sadece, sıcaklığını başka bir kanaldan verir.
Hat ve köşeler
Dudağın çizgisi de bir ton taşır. Köşeleri hafifçe yukarı kıvrılan bir ağız yüze bir iyimserlik, dinlenmiş bir hoşnutluk katar; köşeleri düz ya da hafifçe aşağı duran bir ağız ise bir ciddiyet, bir tartma hali verir. Fizyonomi okuması bu köşeleri bir ruh halinden çok bir alışkanlık olarak okur: yüzün en sık döndüğü duruş, zamanla onun dinlenme çizgisi olur.
Üst dudağın belirginliği de okunur. Net çizilmiş bir üst dudak yüze bir kararlılık katarken, yumuşak geçişli bir hat daha rahat, daha akışkan bir ton verir.
Üst ve alt dudak dengesi
İki dudak arasındaki denge de bir ton taşır. Üst dudağı daha belirgin bir ağız yüze bir ifade gücü, bir anlatma isteği katar; alt dudağı daha dolgun bir ağız ise bir rahatlık, bir keyif eğilimi verir. İkisi dengeli olduğunda yüz ortada durur, ne anlatmaya ne dinlemeye fazla kayar. Fizyonomi geleneği bu dengeyi bir ölçü saymaz; ağzın kendine özgü bir vurgusu olarak okur.
Dudakların duruşu da konuşur. Hafifçe aralık duran bir ağız yüze bir hazırlık, bir söze yakınlık katar; sımsıkı kapalı bir ağız ise bir tutma, bir saklama hali verir. Bu duruşlar çoğu zaman bir an meselesidir; okuma onları kalıcı bir özellikten çok yüzün o andaki sesi gibi alır.
Dudak ve ifade
Dudak yüzün geri kalanından ayrı okunmaz. Bir gülümseme sadece ağızda değil, gözde de belirir; ikisi aynı anda hareket ettiğinde sıcaklık gerçek görünür, sadece ağız kıpırdadığında ise yüz bir nezaket taşır ama içini açmaz. Fizyonomi geleneği bu yüzden dudağı tek başına değil, gözle birlikte dinler.
Bir yüz okumasında dudak için seçilen kelimeler hep yumuşaktır. Çünkü dudak yüzün en kırılgan, en değişken parçasıdır: bir anda başka bir şey söyleyebilir. Okuma bu değişkenliği bir kusur değil, yüzün canlılığının bir işareti olarak alır.