Yüzün üç bölgesi
Bir yüze çok yakından bakmak yerine biraz geri çekil; o zaman yüz üç yatay bölgeye ayrılır. Saç çizgisinden kaşlara, kaşlardan burun ucuna, burun ucundan çenenin altına. Fizyonomi geleneği yüzyıllardır bu üç katı ayrı ayrı dinler; her biri yüzün başka bir sesini taşır. Tek tek hatları okumadan önce, bu üç bölgenin oranı bütün bir tonu verir.
Üç kat
Üst bölge alındır: saç çizgisinden kaşlara kadar. Orta bölge gözleri, kaşları ve burnu içine alır. Alt bölge ise burun ucundan çeneye uzanır; ağız da buradadır. Eski okumalarda üst bölge düşünme ve tasarlama tarafıyla, orta bölge atılganlık ve ilişki kurmayla, alt bölge ise eylem ve gündelik hayatla anılır. Bunlar kesin karşılıklar değildir; yüzyıllardır tekrarlanan, yumuşak birer başlangıç noktasıdır.
Üst bölge
Geniş ve açık bir alın, geleneksel okumada tasarlama, planlama ve geri çekilip düşünme tarafıyla anılır. Burada mesele yükseklik ya da genişlikten çok, bölgenin yüze ferah mı yoksa sıkışık mı bir his verdiğidir. Açık bir üst bölge yüze bir “hava” katar; dar bir üst bölge ise dikkati aşağıya, ifadeye ve ağıza indirir.
Orta bölge
Gözlerin, kaşların ve burnun bulunduğu orta bölge, yüzün sosyal motorudur. İfadenin çoğu burada doğar; bir yüzün dünyaya nasıl uzandığını en çok bu kat söyler. Belirgin bir orta bölge atılgan, alana çıkan bir ton taşır; yumuşak bir orta bölge ise daha temkinli, daha içeriden bir his verir.
Alt bölge
Ağız ve çenenin olduğu alt bölge, eylemle ve dayanıklılıkla ilişkilendirilir. Güçlü bir alt bölge bir kararlılık izlenimi bırakır; ince bir alt bölge inceliği, hassasiyeti öne çıkarır. Burası yüzün “söyledikten sonra arkasında durma” katıdır.
Bir yüzü okumak, hangi katın daha yüksek sesle konuştuğunu duymaktır.
Hangi bölge öne çıkar
Asıl okuma tek bölgede değil, oranlardadır. Üç kat nadiren tıpatıp eşittir; biri çoğu zaman biraz daha uzun, biraz daha belirgindir. Öne çıkan bölge yüzün baskın tonunu verir: kimi yüz “alından”, kimi “gözlerden”, kimi “çeneden” konuşur. Üçü birbirine yakın olduğunda ise yüz dengeli, sakin bir bütün izlenimi bırakır.
Bir harita olarak yüz
Üç bölge bir harita verir, bir hüküm değil. Faller de yüzü böyle okur: bütüne bakar, katları ayrı ayrı dinler ve hepsini tek bir tonda toplar. Hiçbir kat tek başına bir cümle kurmaz; üçü birlikte bir izlenim oluşturur.